| | |

İKÇÜ’DE ETİK VE AHLAK KAVRAMLARI TARTIŞILDI

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesince düzenlenen “Farklı Disiplinlerin Perspektifinden Değişen Dünyada Etik Olabilirlik Paneli”nde etik ve bilim kavramları tartışıldı. Etik günü ve Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen panelin moderatörlüğünü Rektör Prof.Dr. Saffet Köse yaptı.

Panelin açış konuşmasını yapan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Bumin Nuri Dündar, etik kelimesinin Türk Milletinin 5000 yıllık tarihinde önemli bir yer eden  töre kelimesi ile eşanlamlı olduğunu, kelime anlamının doğruyla yanlışı, haklı ile haksızı, iyiyle kötüyü, adil ile adil olmayanı ayırt etmek ve doğru, haklı, iyi ve adil olduğuna inanılan şeyleri yapmak olduğunu, etik ve ahlaki değerlerin insanların ve toplumun huzurunun temelini oluşturduğunu ifade etti. 

“Aşırı hırs ve kıskançlık etik değerlerden uzaklaştırır.”

Çalışma hayatında huzuru bozan etik dışı davranışlar nedeniyle yıllar önce bir yazı kaleme aldığını belirten Prof.Dr. Dündar, çalışma hayatında etik değerlerden uzaklaştıran davranışların aşırı hırs ve kıskançlık duygusundan kaynaklandığını düşündüğünü söyledi. Dündar ayrıca huzurlu ve mutlu bir toplum için Hz. Peygamberin beni ihtiyarlattı dediği  “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayeti kerimesi doğrultusunda dosdoğru insan olmak, iyi insan olmak, dünyada iyi bir iz bırakmak için çaba gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

“Zaafların ortaya çıktığı noktada ahlak kavramı devreye girer.”

Ahlak kavramına açıklık getiren Rektör Prof.Dr. Saffet Köse ise Hz Mevlana’nın bir örneğini aktararak zaafların ortaya çıktığı noktada ahlak kavramının devreye girdiğini söyledi. Prof. Dr. Köse, “Hatırladığım kadarıyla Hz. Mevlana’dan nakledilen çok güzel bir örnek var. Bir hükümdar, kendisine gelen konuklarına eğittiği kedilere kahve tuttururmuş.  Bir gün saraya bunu bilen muzip bir misafir gelir, cebine iki fare koymuştur. Tam kediler kahveleri misafirine sunmak üzere odaya girdiklerinde fareleri cebinden önlerine atıverir. Kediler de kahveleri atar ve farelerin peşinden koşar. İşte ahlak bu tür zaaflarla karşılaşıldığında onların peşinden gidilmediğinde ve doğru olanın otomatik olarak, hiçbir hesap yapılmadan tercih edilebildiğinde ortaya çıkar” diye konuştu.

“Ahlak yoksa hukuk ile netice alabilmeniz zorlaşır.”

“Ahlak insanların iç dünyasını kontrol eden bir disiplindir.” diyen Prof. Dr. Köse, toplumsal düzen kuralları içinde hukuktan da önce geldiğine işaret etti. Prof. Dr. Köse, “Hukuk Sosyologlarının şöyle bir tespiti var. Ahlak hukuku önceler. Ahlak yoksa hukuk ile netice alabilmeniz zorlaşır. Bugünün belki de en önemli sorunlardan birisi bu. Amerika’da bir sosyolog suç oranların yüksek olmasının sebebini araştırırken vardığı sonuç, her şeyin hukukla halledilebileceğine olan inancın doğurduğu kanun bolluğudur. İşte bunun için önce ahlak diyoruz” dedi.

“İyi ahlaklı olmayandan bilim etiğine uygunluk beklenmez.”

İslami İlimler Fakültesi’nden Prof.Dr. Muhsin Akbaş ise bilimsel faaliyet sürecinin etikten bağımsız olduğunu düşünmenin yanlış olduğu üzerinde durdu. “İyi ahlaklı olmayan bir kimseden bilim etiğine uygun davranış beklenmez.” diyen Prof.Dr.Akbaş,  “Aklının bağımsızlığını eline aldığını düşünen aydınlanmacı ideolojik bilimci, insanlık için yeryüzü cenneti yaratma hayalleri kurarken; ulaşılan teknolojik gelişim ile dünyayı yok oluşun eşiğine getirince etiğin önemini hatırlamış gibidir. 20.yüzyılda aydınlanmanın merkezi Avrupa’da yıkımı getiren 1.ve 2.Dünya Savaşı, nükleer felaketler, çevre sorunları gibi büyük olumsuzluklar etiğin önemini modern insana ciddi şekilde hissettirmiştir. Etikten bağımsız bir sosyal bilim düşünülemez. İyi ahlaklı olmayan bir kimseden bilim etiğine uygun davranış beklenmez.” diye konuştu.

“Ülkemizde ötenazi kabul görseydi nasıl bakardınız?”

Sağlık Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç.Dr. Esra Akın Korhan pozitif bilimlerde, iki kere ikinin kaç ettiğinin cevabı gibi doğrunun bir tane ve her zaman aynı olduğunu söyledi. Etik için bu mümkün mü? diye soran Doç.Dr.Korhan, “Ne yazık ki dünyada özellikle Belçika’nın son aldığı kararda ötenazi kabul edilmiş durumda. Peki, ülkemizde ötenazi kabul görseydi nasıl bakardınız? Kronik bir hastalığa sahip olduğunuzda ötenazinin yasal olduğu bir ülkede bu hakkınızı kullanır mıydınız? Etik düşünce önce aklımızda başlıyor ve önce aklımızla birlikte doğru düşünüyoruz bu arada vicdan faktörü devreye giriyor ve etik algımız şekilleniyor. Üstlendiğimiz rollerde etik yükümlülüklerimizin farkında olarak etik davranış sergiliyoruz.  Etik ilkeler ve etik değerler davranışlarımızın temel unsurunu oluşturuyor ve bizi ortak paydada buluşturur. Bu değerlerin odak noktasını da insan onuru oluşturmaktadır ve insan onurunun korunması aslında etik olabilirliğin de temeli olmaktadır”  şeklinde konuştu.

“Etiksel düzenlemelerin tarihi M.Ö 4.yüzyıla uzanıyor.”

Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nden Dr.Öğretim Üyesi Nermin Topaloğlu Avşar da Hipokrat Yeminiyle başlayan etiksel düzenlemelerin tarihinin M.Ö 4.yüzyıla kadar gittiğini söyledi. Avşar, “20.yüzyılda insan deneylerinin üzerinde çeşitli düzenlemeler getiren Nuremberg Kodu yayınlanmıştır. Daha sonra Cenevre, Helsinki gibi bildirgeler yayınlandı. Helsinki özellikle medikal camianın kendinin etik açısından düzenlemesi için ilk adım oldu. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Dünya Hekimler Birliği Bildirgeleri, Avrupa Konseyi Biyoetik Sözleşmesi, Unesco Evrensel Biyoetik Kuralları etik kavramı için önemli dönemeçler oldu.”dedi.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir